09 Aralık 2009 Çarşamba

bardağın dolu kısmı.


kafama "yusuf" demek suretiyle tükürülen, saçlarıma yapışan büsküvi parçacıkları sayesinde,
bir gün asansörde mahsur kalırsam, açlıktan ölmeyeceğimi düşünüp sırıttım.
yani.
zor günler için saklıyormuşum onları.
mesela.

hadi gel.


güneş batarken.
terasta oturalım.
gün ağırırken.
birbirimizi yine ısıtalım.


demiş. şair.

08 Aralık 2009 Salı

oturuyorum.


Tanrının iyi olduğuna inanmak istiyorsanız, mandalinayı incelemeniz yeterli.
resmen kendinden dilimlenmiş, pratik, yemen için hazır olarak önüne sunulmuş.
daha ne yapsın.
biraz düşün yani.
biraz.

.


neden.
neden yani.
neden öldün ki.

03 Aralık 2009 Perşembe

EŞEK ARISI.


+mesela bir de şöyle bir yanılgı var. Köpek balığını, köpek ve balığın çiftleşmesinden oluşmuş sanıyor insanlar.
-o zaman en fantastiği de helikopter böceği. OHA DÜŞÜNSENE.
+hayvansın rıza.
-peki. peki. YA PEYGAMBER BÖCEĞİ? PEKİ YA O NE OLACAK?
+bence kafanı kaldır ve yukardakinden özür dile.

26 Kasım 2009 Perşembe

AL BASTI.


bence, bir metre öteden atılan fıstığı ağzıma denk getirme aktivitesinden önce,
fıstığın boğazıma kaçması ihtimalini göz önünde bulundurarak mekanda:

"DOKTOR VAR MI BURDA?"

diye bağırıp, tedbir almam, 6 yaşımdan beri yaptığım en zekice hareketti.

-6yaşımda, burnuma leblebi tıkamak için seçtiğim yer, sağlık ocağının bahçesiydi.

03 Kasım 2009 Salı

basit.

dün hayatımda ilk kez nefes alamadım ben.
otobüsteydim.
panikledim iyice.
sonra etraftakiler açıldı hemen camları açtılar.
herneyse.
eve geldiğimde daha fenaydım.
titremeye başladım.
sonra yere düştüm.
bayılmışım.
gözümü açtığımda hastanedeydim diyorum, ilk kez ciddi anlamda.
çok garip.

ilk kez öleceğimi sandım.
merdivenden çıkarken.
bir kez daha nefes alamıycak gibi hissediyordum.
sonra farkettim de,
ben hiç anneme, babama, abime onları sevdiğimi söylemedim.
çok klişe ama, neden bahsettiğimi başınıza gelmedikçe de anlayamazsınız ama..
bu çok önemli.
bütün gece hastanede felaket migren ağrısına rağmen durmadan koşturan babam
sonra hiç başucumdan ayrılmayan annem..
ilk kez böyle oldum ben.
herşey çok anlamsız geldi.
üzüntüler, kaygılar, yakınmalar, sevinçler o ana kadar yaşadığım şeyler.
hakkaten de bir kez daha nefes alamasaydım dünyada bir bok değişmiyecekti ya
ama benim içimde kalan çok şey olacaktı.

anneme söyleyemediklerim,
babama söyleyemediklerim,
O'na söyleyemediklerim (burayı okuduğunu biliyorum)
hepsi içimde patlayacakmış gibime geliyor.

hala derin nefes alamıyorum.
zamanla düzelir umarım.
neyse.
siz insanlar, çok acizsiniz lan.
öyle düşündüm yani.
5 saniye nefes alamazsanız, işiniz bitiyor falan.

ayrıca hayvani başarılı iş kadını olup da
ipekyola gidip fışır fışır kaygan kumaşlı elbiseler almadan ölseydim
çok koyardı bu.

ne olur ne olmaz.
ölürsem eğer, kitaplığımın 4. rafındaki 7. kitap olan BireyB geometri soru bankasını
şöyle bir çekin, gizli kapı açılacak.
ordaki belgeleri imha edin.
ayrıca.

HAYATIMDAKİ HERKESİ ÇOK SEVİYORUM.

bunu da bilin.

29 Ekim 2009 Perşembe

üzerinde "ay çok eğleniyoruz ne yapsak" yazan tişörtüm.


babanne: uzmanlar Elidor'un şişesine girince noluyomuş ki?

ben : akşama ne yemek var babanne.
hollywood'un saç hacimleştiren ismi Daniel Smith'in bakladan hoşlanacağını pek sanmıyorum da.

babanne: zıkkım yesin o. simit yesin o simit.

böyle bir diyalogla giriş yapayım dedim.
merhabalar.

AA ÇIKARTIN ARTIK ÜSTÜNÜZDEKİ KIYAFETLERİ. NE DEDİĞİNİZ ANLAŞILMIYOR.

telefonum yok benim lan.
artık lütfen beni tır ezdiğini ve feci şekilde can verdiğimi düşünmekten vazgeçin.
ölmedim ben daha.
sadece telefonum yok.
hem böylesi daha iyi. kendimi eski zamanlardaymışım meğerse diye kandırıyorum böyle.
ama sokaktaki o amcanın rönesans dönemi şapkama laf etmesi, kalbimi kırdı.
neyse.

telefonum yok ya şimdi benim,
osmanların ev civarından yuvarlak duman halkaları yükseldi

BANA BİRŞEY ANLATMAYA ÇALIŞIYOR.

diyerekten koştum ve
önce bilge'nin icat edip bize ışınladığı ışınlama makinasına binerek 2009'a ışınlandım,
sonra bilgisayarın başına geçip maillerime baktım.
osman mail atmış.

TAM DA TAHMİN ETTİĞİM GİBİ.

diyerek okumaya başladım maili.

"merve, nasılsın.
beni soracak olursan iyiyim.
sanırım domuz gribini atlattım.
bir kaç domuzla konuşup anlaştık aramızda hallettik.
her neyse.
sana bir haberim var. altına sıçacaksın.
haydi git kendine marketten bebek bezi al. ben burda bekliyorum.
ehi. güldük eğlendik. sıra geldi habere.
ADAM FAWER ODTÜYE İMZA GÜNÜNE GELİYORMUŞ.
sıçtın mı.
eğer sıçtıysan hemen sizin bacadan eliptik dumanlar yolla. ben anlarım.
görüşürüz."

sıçmadım.
sessizce ışınlanma makinasına binip rönesans dönemine döndüm.
neyse.
ama çok heycanlandım lan.
böyle sarsıla sarsıla heyecanlandım. hıçkırdım. hapşurdum.
hatta ikisini birden yaptım yer yer.
adam fawer diyosun. olasılıksız diyorsun. 5 kere okumamdan bahsediyorum burda.
neyse, bu habere sevindim ziyadesiyle.

sonra melike geldi istanbuldan.
onunla sarıldık ağlaştık gülüştük falan.
Burak var bi tane. o bilkente gidiyor işte.
telefonu çalınca "Evet?" diye açıyor.
dilenciye 20 lira atıp gözlüğünün üzerinden "üstü kalsın" diyor.
şarap markalarından bahsediyor.
ben kendisini dinlerken "salyaların gömleğime damlıyor güzelim" diyor.
herneyse.
bu işte bilkentli sevgili yapmış.
masada ayağa kalkıp

"UYDURMA LAN. BİLKENTLİ SEVGİLİ Mİ OLUR. UYDURUYOO."

diye haykırdım.
bilkentli sevgili mi olur lan.
ölüyomuş onlar.
yaşamıyolarmış ki o kadar uzun.
uyduruyo yani.
gözyumamazdım buna.
...

zengin kuzenim vardı ya benim.
o işte evleniyor 1 ay sonra.
düğün var.
elbise arıyorum uygun.
benim zengin kuzenim dişlerini 100$ ile fırçalıyor. söylemiş miydim?
...

anneme elbise diktirdim ben öylesine.
çok şirin bişey oldu ama.
neyse annem ölçülerimi alıyodu.
sonra benim yanlışlıkla manken hastalığına yakalandığım ortaya çıktı.
ölçülerim 89-60-90 çıktı.
sevindim gülüştüm falan.
ama aynadaki yansımadan annemin gülmediğini gördüm.
çok kıskanmıştı çook.
ertesi gün onu mutfakta en sevdiğim yemekleri yaparken yakaladım.
ertesi gün de diyetisyenden randevu aldı işte.
böylece abimin,
zamanında arjantinde çok ucuz ve salak olduğum için beni evlatlık aldıklarına dair uydurduğu
hikayenin yalan olduğu ispatlandı. haha. hınzırlıkta anneme çekmişim.
..
benim arkası ince önü kalın fosforlu hayvani kalemlerim var.
onlar bitecek diye çok korkuyorum.
bir de bigün telefonumu alabilirsem eğer,
beni gizli numaranın altından Ajdar'ın aramasından çok korkuyorum.
bu ikisinden çok korkuyorum ben.
aslında güvercinlerin dünyayı ele geçirip bizi kırbaçladıkları bir hayalimde var ama.
ona sonra değinirim.
ucuna böyle hop diye değip kaçarım.
işte bunlardan korkup, uykularım kaçıyor.
sonra ben de evde dolanıp ne yapsam ne yapsam diyorum.
bebek patiği örüyorum.
sonra onları Angelina Jolie'ye kargolıyacağım.
sonra Angelina bana teşekkür notu yazıp pazar günü kahvaltıya çağıracak.
sonra ben onların aile dostları olacağım.
o zenci afrikalı çocuklar MERVE TEYZEYLE BIRANÇA GİDELİİM
diye bradin pantolonunu çekiştirecekler falan.
sonra msn'de konuşucaz brad'le. yeni smileylerimizi paylaşıcaz. titreştircez ekranı. gülüşcez.

şimdi şöyle arkama yaslanıp geçmişe bakıyorum da.
iyki diyorum. iyki Ajdarın beni aramasından korkup gece kalkıp o patikleri örmüşüm.
hey gidi hey.

neyse çok durdum.
gideyim ben.
daha tereyağı yapıp
kasaba'da satıp
elde ettiğim parayı cebime sokuşturup
ışınlanma makinasına binip
2009'a gidip kendime iphone alıp, geri ışınlanma makinasına binip
rönesans devrinde prensin metresine hava atıcam. çok işim var çook.

bi de ellerimin üzerine oturarak amuda kalkmayı deniycem.
bu bir ilk olacak 18 yıllık hayatımda.
çok heycanlıyım.
sonra konuşalım mı.

aa. evet.
yok üstümdeki tişört yeni değil.
geçen hafta almıştım. hıı.
üzerinde "ŞİMDİ DAĞILIN" yazan.


19 Ekim 2009 Pazartesi

üzerinde "YAZININ BAŞLIĞINI NE KOYSAM?" yazan tişörtüm.


babannem bizde.
çok eğleniyoruz.
ben evin en ücra köşesindeki odamda ders çalışırken
o oturma odasından benimle sohbet ediyor.
lise yıllığımdan abime gelin adayı bakıyor.
patatesi tavada kızartıyor.
kaplumbağanın yemini sakız sanıp yiyiyor.
"kaplumbağaya dönüşmene 5 saat kaldı babanne!" dediğimde, essah mı diyor.
kitap okurken gelip

"bi de neden saçım dökülüyo diyosun. bööyle kitap okumaya saç mı dayanır?"
diyor.
"ehe. ihi. ne alaka. ilahi babanne...git burdan."

öyle işte
...
ay çok hastayım bu arada.
burnumla aramız bozuk.
bir ara domuz gribi oldum sandım.
hiç ders çalışamıyorum.
neolacak böyle.
...
babam küçük çocuk sevgisini abarttı.
bana dedi ki "ÇAY KOY KIZIM" sonra ben mutfağa gittiğimde bi baktım babam gitmiş.
alla alla dedim.
babam arada gidiyo böyle çünkü.
neyse işte çayı koydum, kapı çaldı.
babam, bi adam, bi kadın, bi de çocuk kapıda.
içeri girdiler falan.
babam sokaktan çocuklu çift çevirmiş işte. sonra biz çocuğu mıncıkladık falan.
eğlendik.
taaa ki ben çocuğun yüzüne hapşurana kadar.
sonra bize küfrederek gittiler.
halbuki ben onlara meyvesuyu vermiştim.
ne çayı?
ÖYLE BİŞEY DEMEDİM.
UYDURMAYIN.
...
cansu dere aynı benim ölü balıklarıma benziyor.
...

dersanedeki hippi sandığım kız rapçi çıktı.
herşeye inancımı yitirdim.
sonra bana mesaj çekti.

"bizim evi ara, annem açıcak, telefona beni iste, ödevi sorcakmışsın meğerse"

şüphelendim.
salı günü anlatacakmış.
altında birşeyler sezdim.
cinayet falan işte, biliyorsunuz.
ama canın cehenneme inşallah cinayettir, heyecanlı olur diyip evini aradım kızın.
babanneme seslendim arkadan ödev yapma sesi çıkarttı. inandırıcı oldu.
...
ferhat göçer'den korktuğum kadar kenan imirzalıoğlu'ndan da korkuyorum.
...
demek bir insan rulokattan da bıkabiliyormuş. şükrü'yü affediyorum.
...
neyse ya.
iki gündür üzgünüm.
ama bu sizi ilgilendirmiyor.

ZATEN GÜNLÜĞÜMÜ OKUYORSUNUZ, YETERİNCE KÜÇÜLTÜCÜ.

ay şimdi düşündüm de, hakkaten günlüğümü okuyorsunuz lan.
ço kayıp.
neyse, bunu eve gidince tartışıcağız.

yarın dersane var.
ne giysem.
buldum.
üzerinde "YARIN DERSANE VAR." yazılı tişörtümü giyicem.
..
..
ama mantıken onu bugün giymem gerekiyordu.
babannem de ordaki espriyi anlamazdı.
kahretsin.
..
şu anda ne mi giyiyorum?

üzerinde "ŞİMDİ DAĞILIN" yazan tişörtümü tabi ki.

düşündüm de hayvani bir fikir bence bu. böyle bir tişört bastıracağım.

16 Ekim 2009 Cuma

ay.

LAAN.
hayvan gibi bir rüya gördüm,
aha şimdi kahvaltımı edip otobüsü yakalamak yerine buraya geldim yazıyorum.

şu , şu ve şu 4müz toplanıp arjantine gidiyomuşuz.
neden arjantin yani. bilmiyorum.
koton mağazasında indirm varmış.
geçen sene 50 liralık şapkalar 5'e falan düşmüş, orayı liğme ediyomuşuz.
sonra elif'in babası,
elif taksitleri ödemedi- ne taksidi olduğu hakkındayine hiç bir fikrim yok üstü kapalıydı.
diye kızıp arjantine gelip elifi alıp gidiyomuş.
biz de bir sonraki uçağa hemen atlayıp diyomuşuz ki

"ABİ ÖNDEKİ UÇAĞI TAKİP ET!"

ay.
çohözlemişim.
bir gün kavuşcağız.
ben inanıyorum buna.

ne de olsa eski GUBURUKlardanız.
ağlarım.
şimdi gitmem lazım.
kesin sesinizi.

15 Ekim 2009 Perşembe

MADONNA İNTAHAR ETMİŞ.


bugün ço heylenceliydi.
sınıf başkanlığımı ilan ettim. sonra kolları dağıttım falan.
ben küçükken hep 2 oyla başkanlığı kaybeden bir tiptim.
hiç sınıf başkanı olamadım. hiç yani.
sonra kooperatif kolu olmak isterdim içten içe.
ama 7ile9'un toplamının 16 ettiğini 4 saniye düşündükten sonra idrak ettiğim için
bu isteğimi hiç dışavurmadım.
öyle ki, şu yaşıma geldim hala -16 mı lan?- diye 2 saniye düşünüyorum. gelişme var ama.
önemli olan bu bence.

şükrü'yü gezi kolu yapcaktım kantine falan geziye götürür bizi diye.
ama çok kötü baktı bana. sustum.

canım sıkıldı sonra.
aay dedim. ne yapsam.

çıktım koridorda:

"MADONNA İNTAHAR ETMİŞ LAAAN!?"

diye bağırdım koşarak.
bütün sınıflar koridora dökülüp ayrıntıları aldı benden.
yalnız 0,0047 saniyede hemen bir hikaye uydurabildiğim için ilkokulda UYDURMA KOLU olmalıydım ben bence.
işte yönlendiren olmadı. hayatboktan.

"maykıl ceksın madonna'nın rüyasına girip islama davet etmiş onu.
maykılla yakın arkadaş olan madonna -pekala müslüman olunca tayt giyip seksi danslar yapamıycak mıyım?
falan diye sormuş hemen haliyle. yööeeak öyle olmaz cevabını alan madonna üzülüp dansederek ölmüş.
bu kadar. şimdi dağılın"

dedim. içimden ama. çünkü dışımdan deseydim bana inanmayacaklardı.
içten içe böyle diyip eğlendim.

-kocası aldatmış. intahar etmiş o da. kadın haklı.
+iyi de onlar boşandı ki.
-evet. ben ne dedim. aynısını dedim. işte eski kocası dedim. BENİ DİNLEMİYOR MUSUN?

sonra durakta bekliyoruz işte.
kızın teki telefonla konuşuyor.

+SİNEEEEEM, MADONNA İNTAHAR ETMİŞ. KOŞ.

LAAN?! dedim.
gülüştüm.
kendi kendime gülüşmeye başladım işte ben.
çok yalnızım.

neyse.
son kısmı yine uydurdum.
ama bence böyle olsaydı çok fantastik ve büyüleyici olurdu.
düşünsene.
feyk dedikodu uydurdum, anında virüs gibi yayıldı.
kendi icat ettiği smiley'i msn'de biri ona atınca sevinen smiley yapıcısı gibi mutlu oldum.

bide bazı çocuklar aşağıda sigara içiyodu.
canım sıkıldı sınıfta kızlar makyaj yapıyodu,
dedim iniyim aşağıda bahçenin çıkıntısı var bi tane,
orda yürümeye çalışıyım eğlenirim falan dedim indim aşağı.
neyse konuştuk gülüştük arkadaşlarla.
sonra hep koridorda yürüyen bi adam var ceza kesiyo herkese.
geldi dedi ki siz dedi salak mısınız yasak sigara içmek dedi 2000 soru ceza fırlattı herkese.
laan dedim. bokubokuna yedik cezayı.
senin dedim inşallah kedin varsa ölür dedim.
sonra hemen geri aldım.
ölmesin de bizim eve kaçsın ben bakiyim ona ama sen ölmüş san üzül dedim.

ayrıca eminim bu yazının başlığını
MADONNA İNTAHAR ETTİ.
yaparsam hayvan gibi hit alıcam.
çok hınzırım çook.

yarın biyolojiden 200 soru ödev var git sınıfa söyle dedi hoca.
sınıfa girip herkes bağırırken '200soruödevvarmış' diye mırıldanıp yerime oturdum.
böylece ödevi sadece ben yapacaktım.
çok hınzırım. haşarıyım.

hadi olay bitti.
NE BAKIYOSUNUZ?
ANLATTIM İŞTE HEPSİNİ.
gidin burdan.

13 Ekim 2009 Salı

şükrüler olsun.


şükrü var bitane.
en önde oturuyor tamam mı.
mıymıyın soğuk nevalenin teki bu.
sınıfta en yüksek puanla giren kişi.
benim puanımdan yüksek olan tek kişi.
hınzır hınzır süzüyorum onu zaman zaman.
neyse.
babam rulokatın şu demir kutudaki karşı koyulmaz versiyonundan almış geçen gün.
ben de dedim dersaneye götüriyim yeriz neşeleniriz falan.
işte açtım dersanede. herkes voooooaaa hayvaaani falan diye tepkiler verdi.
ŞÜKRÜ VAR İŞTE Bİ TANE.
neyse ben başladım en önden tutmaya sevap işliyim diye.
şükrü'ye uzattım.

-istemem.

dedi.
sinir oldum.

BİR İNSAN NASIL RULOKAT SEVMEZ LAN.
GICIKLIĞINA YAPIYO.

zaten hidrolizde ATP harcanmadığını hatırladı diye hoca bunu bir övdü bir övdü.
ne var.
ben de evde hatırlıyorum belki.
HAYIR YANİ NASIL BİR ÖLÇÜT BU?
teallahım ya.
..
..
..
dehidrasyonda mı harcanmıyodu hidrolizde mi lan.
neydi. ha yallah. neyse işte.
KONUMUZ BU DEĞİL.

şükrü çok garip bence.
sınıf birincisi oldu bu.
hava falan da atmıyo lan.
bu postta sadece şükrü'den bahsedicem.
kesin sınıf yükselicek ha.

amaan banane.
zaten rulokat da yemiyor.
hani rulokat yiyen biri olsa, oooh bi rulokat cebime kaldı falan diycem de.
...
...
rulokatın cebime kalması. ehe. ay komik.
...
...
sonra ben onu tenefüslerde falan hiç yerinden kalktığını görmedim.
çogarip.

bugün fotoğraflarımı bastırdım.
salak fotoğrafcıya mat kağıt olsun demiştim yine normal kağıda basmış.
bissürü de para verdim.
osman yarın kesin dalga geçicek benle.

YOYOMU DA ALDI ZATEN.
herkesin içinde ağladım.
..
ay şükrüden bahsedicektik ya.
neyse.
öyle.
annem bağırıyor.
gidiyorum.

hadi çıkın dışarı, kapıyı kitliycem.

12 Ekim 2009 Pazartesi

işte.


Durağa 2 adım kala otobüsü kaçıran ve bu duruma içerleyen -içerlemek- herkese gelsin o halde.


hayatbizeboktan.

şimdi dağılın.

11 Ekim 2009 Pazar

bukız ço kötüker.


merve:- aloo deniz. ben Hüsnü. arıyım bi Şenlendireyim dedim. ehe. ihe. anladın di mi espriyi. (sessizlik)
bilge : -aloo hüsnü. ben Deniz. bugün boşsan Sekisek oynayalım mı parkta. şenleniriz hem.

4gün gülücem ben buna.
sürekli böyle.

07 Ekim 2009 Çarşamba


niye-böyle-oldu-sanki-yani
.

05 Ekim 2009 Pazartesi

niçe, ne ayaksın?


merve: Oruç Aruoba bazı cümlelerinde nietzsche'ye göndermeler yapıyor falan işte. çoiyi.
evrim: hmmss..vayyss..ohaa..hehi. hihiöe.
osman: (göz kırparak) NİÇE, NABER?

02 Ekim 2009 Cuma

naber.

geliyooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooo

sonra.

ölmüş.

işte.

falan.


haaaaa. bi de şey lan.
şu söz verdi bana.
üniversiteyi kazanınca yeni aldığı mac'ini bana verecekmiş.
yerim ki.
başta böyle korse giyen ingiliz asil hanımefendisi görevimi yapıp
yoo, yooo kabul edemem. biraz daha çay? falan dedim.
ama çok ısrar etti. kıramadım. işte. yani. babam da bi tane alıcak.
iki tane olucak mac.
sonra ben onların kapaklarını açıp ev yapıcam, eğlenicem.
dün gece yatarken bunu planladım.

şimdi dağılabilirsiniz.
kalkın yerinize yatın lan.

01 Ekim 2009 Perşembe

bu yüzden soyadımız ÇİFTÇİ.

annemin hayvani şekilde başı ağrımasına rağmen bilgisayarın başında,
tarlasından büyük bir özveriyle vazgeçmemesi akşam akşam duygulandırdı beni.

şöyle bir sahne düşünün:

bir anne,
kafasını migren yüzünden tülbentle sarmış jimnastikçi modunda,
gözlerinin feri kaçmış,
kokaini kalmamış kokainman bakışları,
poğaçası yenmiş 3. sınıf çocuğu tripleri

ve şöyle diyor:

"Hayır merve! bana yat deme! 2 saat içerisinde patlıcanlar olucak, ne yapmamı bekliyorsun!
elimden bişey gelmiyor! tüm hasatı yakayım mı yani! allah kahretsin!"


yakında işçi tutacak bence.
sonra işçileriyle cep telefonuyla bağlantıya falan geçicek.

"hayır hayır, 20 dakika sonra pamuklar olucak, sen onları topla,
ben 3 saat sonraki biberlere yetişmeye çalışacağım. beni gururlandır.
hayır önemli değil, merveyi hastanenin kapısına bırakıp dönmem yarım saatimi alır.
orada ne yaptığı umurumda değil. tamam 1,5 saate mutfakta buluşalım. AANND SUIT UP!"

fare ve maydonozu aynı cümlede kullanmaktı amaç.

çok boktan çook.
yani burgera girip karlı chick-mak istemiştik işte sonra 2 kilo kola verdiler bize böyle.
içemeyip kaldırımın üstüne koyduk.
uzaktan bakınca bomba gibi duruyodu lan.
sonra koşarak uzaklaştık biz böyle.
koşarken de arkamıza bakıyoduk, bizden başka olayın salaklığını farkeden var mı diye.
arkamızı döndüğümüzde çok garip bişey gördük.

ölü fareyi 4 saat boyunca izleyen çocuk vardıya hani.
o yine sırıtıyordu.

uydurdum ben gene bunu.
aslında hayatım çok boktan olduğu için
sürekli komik olaylar uyduruyorum gece uykuya dalmadan önce.
sonra gelip buraya yazıyorum hepsini.

ama keşke öyle olsaydı lan.
o çocuğu tekrar görmek istiyorum ben.

bir fare öldürüp bizim evin önüne koymayı geçirdim aklımdan.
sonra kendimden korktum.
çünkü bu düşünceyi kafamdan geçirirken maydonoz yediğimi farkettim.

BEN MAYDONOZ YEMEM DE.


evet bildin.
dağılın şimdi.

29 Eylül 2009 Salı

uğradık, yoktunuz.


+Laan dünkü deprem neydi öyle.. baya salladı. farkettin dimi?
-Yok abi, ben evde değildim.


ALLAHINIZ YOK MU LAAN?!

25 Eylül 2009 Cuma

GENÇ DERSANECİLER TEDİRGİN.

hellööööea.
dersane başladı işte.
bi tane kız var yanımda, kendi kendine bişeyler söyleyip gülüyor.
bi tane kız var önümde, neyden bahsedersek edelim,
lafı döndürüp dolaştırıp kendine getiriyor.

-aaaa..geniş yapraklı bitkiler değil mi..
onlar daha hızlı fotosentez yapıyor.
bizim de işte bahçemizde geniş yapraklı bitkiler var.
onlar da öyle.
BU ARADA BEN ALMANYADA BÜYÜDÜM. SÖYLEMİŞ MİYDİM.
bahçemiz de ordaydı. hıhı.

bi tane çocuk var. göğüs kasları var çocuğun,
bir bayan atletinden daha dar atleti var lan çocuğun.
böyle bi de göğsünü kabarta kabarta yürüyor.
ben de kafamı eğip sıranın altında gülüyorum. hayvan gibi böyle.
insanlar 'merve iyi misin?' diyorlar.

sonra bir tenefüs ansızın şu aradı.
tam dersaneden dert yanıyordum ki

-ben istanbuldayım işte ya. buranın manzarası iyi işte. bak kim var burda.

dedi. köftehor.

-naabeeer?

dedi. şu.

- 5 DAKKA SONRA ARAYIN. BEN Bİ AĞLIYIM GELİCEM.

dedim. ben.

neyse öyle işte. ağladım falan.

sonra dur laan.
ne diycektim.
haa bugün sınavdan çıktık.
osman dedi ki gelin dedi genşler dedi moralimiz bozuk dedi
yüksel'e gidelim kaldırımda oturalım dedi.
niye dedik.
çünkü orda oturması bedava dedi.
gülüştük.

otururken işte biz, arkadaki kadın sevgilisiyle konuşurken
şöyle bir kesitine tanık olduk muhabbetin:

"...bikere bir ibne senden daha değerli değil...ayrıca o ibne bile değil. neyse.."

LAAN??! dedik. gülüştük yine gizliden gizliden.
sonra ben unutmayayım diyerekten kalemi çıkartıp koluma yazdım bu repliği.
ama yarısından sonra sıkıldım, ayrıca büyük yazmışım koluma sadece

"bir ibne senden.."

kısmı sığdı.
sonra gün boyu dalga konusu oldum.

"mervee bir ibne sendeeen, bir ibne Evrim'deeen etti iki ibnee haha"

dediler.
böyle diyince komik olmuyo ama.
o an baya komikti ama gururum yüzünden gülemedim.
eve gelince güldüm.
bak şimdi hatırladım.
yine güldüm.
haha oyh..lan ne güldüm ha..

sonra Evrim'in sigarası bitti. baya bi saçmaladı sigara içemeyince. bir ağladı bir güldü falan.
sonra "sigara" diyerek gülmeyi denedi. komik sesler çıkarttı.

"si--hii--hiii-ga--aa--araa-raa-aa-ğğ"

bu da böyle bir anımdı.
dersane günleri çılgın geçiyor.
sağım ve solumdaki kızlar falan. fenaa. neyse. iyi bakın kendinize.
öperdim ama günahmış herkesi öpmek.
bazılarınızı öptüm işte.

ŞİMDİ DAĞILIN.

19 Eylül 2009 Cumartesi

Veda. Fenaa.


bugün benim son internet gecem.
öss olayı varya, işte o yüzden.
yani bizim zamanımızda öss idi.
açıkcası şuan LYS mi ne öyle birşeyler diyorlar.
onu bile bilemeyecek kadar ilgisizim konuya.
ama bir sene daha girmeyi göze alabildim öyle bişey işte.
herneyse.
yarın bayram için ailecek Kütahya'ya gidiyoruz.
sonrasında gelir gelmez dersanem açılıyoor.
bu nedenle artık
anaa 03:33 oldu ehe. aa bak 04:44 oldu. hadi 5:55'i de görüp yatayım
6:66 olmayacağına göre.
sonsuza kadar burda kalayım hiheihe.
sonra efendim akşamüzeri 6'da kalkma
olayları falan bitti anladınız mı.
ders çalışmak gerek.

BURDAN SINAVA GİRECEK BLOGGERLARA SESLENİYORUM.
bırakın lan bu işleri.
bunların hepsi sanal.
hakkaten bak, geçen sene an ve an deneme sınavından gelip ben
buraya koştum.
öss döneminde neler yaptığımı anlattım falan.
şuan okumak istemiyorum
midem kalkıyor.
neyse.
herkesi seviyorum.
bu ortamları seviyorum.
arada gene yazarım ben.
ansızın böyle bi bakmışınız yazı çıkmış falan.
öyle fantastik şeyler.

HAYVANİ BİR YAZDI.
darısı diğerlerinin başına.

buralar size emanet.


görüşmek üzereler.

fare o kadar ölü ki 4 saat oldu.

dün akşam yolda yürüyoruz işte.
biraz karanlık bir kaldırıma çıktık 4 kişiyiz.
tam böyle çöp konteynırının yanından geçerken, karanlıktan ince bi ses geldi.

"ÖLÜ FARE VAR ORDA BASMAYIN 4 SAATTİR ONU İZLİYORUM. ÖLÜ O."

ölü fareyi görüp bikaç çığlık attıktan sonra kafamızı sese doğru çevirdik.
böyle küçük, cılız sokak çocuğunun teki sırıtıyor.
durumun garipliğinin, yani çocuğun 4 saattir kıpırdaman o fareyi izlemesinin
bunu yaparken de sırıtmasının farkına vardıktan sonra hızla uzaklaştık ordan.

bugün yine aynı yerden geçiyordum, dur dedim bir bakayım.

ÇOCUK HALA AYNI POZİSYONDA SIRITIYORDU.

yok bunu uydurdum.
ama sırıtmasını isterdim.
komik olurdu.

öyle işte.

babam ve oğlum.

ben : Baba kuaföre gidip fön çektircem para versene.
baba: Daha geçen gittin sen oraya.
ben : hakkını kullandın diyorsun?
baba: LAN NE GEREKSİZ ŞEYLERE PARA HARCIYOSUNUZ ARGADAŞ.

15 Eylül 2009 Salı

GENŞLİK WHERE ARE YOU GOING?


+bilge, bugün kadir gecesi bak. dua et de Cat Power gelsin türkiyeye ha?
bak serhata dedim osmana da dedim. sen de edersen 4 kişi olucaz.

-tamam. o zaman sen de Red Hot Chili Peppers için et.

+ediceğim. Allah'ın izniyle gelecekler.

-amin amin. inşallah.

O YEDİĞİN RUS SALATASINI BANA VER!

bugün ilk defa
"keşke herkese her söylediğimi yaptırabilmek" gibi bir yeteneğim olsa dedim.

bunu Mango mağazasında donlara kadar alabilmek adına kasiyer kıza
"bak şimdi burdaki herşeyi nakliyeci arkadaşlarımla gelip benim eve taşıycaz
ama sizin için hiç bir sorun olmayacak tamam mı?" demek için veya

ptt sırasında "şşş, gözlüklü sen, sıranı bana vereceksin" demek için ya da

Johnny Depp'e " Vanessa'dan ayrılıp Ankara'ya gel, beni babamdan iste" demek için

istemedim allah seni inandırsın.

otobüste koltuğa çıkıp "BENİ YALNIZ BIRAKIN" dediğimi ve herkesin -şöför de dahil-
kafası eğik bir biçimde hiç birşey demeden otobüsün kapısından yavaş yavaş indiğini düşünsene.

bence çok komik olurdu.

12 Eylül 2009 Cumartesi

daha da hediye demeyin.

bana artık sevgilime birinci yıldönümümüzde ne alsam ki diye sormayın lan.
yani yeter argadaşım.
diyorum ki,
ben nerden bileyim lan.
yani bir yıldır onla sinemaya giden, elele gezen, kikirdeşen ben miyim?
hayır değilim.
adamın ne istediğini nerden biliyim yani?
ayrıca benim söyleyeceğim hediye özel olacaksa şayet, o ilişki baştan bitsin bikere.
eğer anlamlı bir hediye istiyosan şayet, iyice zorla hafızanı
özel olarak isteyip de sahip olamadığı
efendime söyliyim ilgi alanına uyan bişeylerden bahsettiniz mi hiç?
ya da ne biliyim illaki eşya olması gerekmez ki sonuçta.
2 satır karalasan ben direkt havaya uçan bir tipim mesela.
insanlar çeşit çeşit.

öyşe işte.

saçmalamayın.

bi daha da gelmeyin bana böyle şeylerle.

patladım artık.

bi yeter.

şimdi odama çekileceğim.

Pıtırtılar.













































you didnt know what you were looking for
till you heard the voices in your ear..


hepinizi her gün görebilir miyim?

10 Eylül 2009 Perşembe

höe?

Dün hoca ezana başladı.
böyle tam ateşli yerinde, höe? dedi sustu.
aynen şöyle:

ALLLAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAĞĞĞĞHÜÜÜ- höe?

şaşırdım ziyadesiyle.
çeşitli senaryolar yazdım.

1- hoca ezana erken girdi.
camideki başka bir insan hoca daha vakit gelmedi in aşağıya naaptın sen ya dediği için hoca şaşırdı.

2- hocayı bir grup terörist rehin aldı.

3- üç yok.


işte böyle.
çok komikti lan.
anlatıyım dedim.
şimdi anlatınca komik olmadı ama.
O AN ÇOK İYİYDİ.
ALTIMIZA SIŞTIK.
şuna sor.


şimdi dağılın.
biraz yalnız kalmak istiyorum.

09 Eylül 2009 Çarşamba

ojeyle artislik olmaz.

iyi ki diyorum iyi ki ojelerimi sürekli kazıyorum bu yüzden yarım yamalak oluyorlar.
çünkü 4 kız olarak ojeciye gittiğimizde tırnaklarında çeşitli boşluklar olan tek kişi bendim.
böylece tırnaklarımın boş yerlerinde yeni ojeleri denedik.
öyle bir yararım dokundu bugün arkadaşlarıma.
dükkandan çıktığımızda elimi cebime sokarak dolaşmamı tavsiye ettiler.
komik duruyormuş.
gözlüklerimi taktım.
en ciddi bakışımı attım
ellerimi sallayarak
"daha komiklerini gördüm" dedim ve
şansıma esen rüzgarın da yardımıyla saçlarımı savurarak ilerledim.


bir de 2yüzüncü izleyicim olan Lavinia' ya sıpeyşıl tenks.

baak! şşş! sakın izlemeyi kaldırıp da mal etmeyin lan.
o numaralar çok klişe bence yani.

07 Eylül 2009 Pazartesi

OTURMA ODASINDAN ONLAYN.

Annen: Merve senin yatağın üstü çok dolu. temizlesen iyi olur.
Annen: Bılaşık makinası boşaltılıcak.
Merve: Temizledim zaten anne. ben odama çok önem veriyorum.
Annen: Hım.
Annen:Bakalım.
Annen: Görecez.
Merve: çok fazla entera basma. kota gidiyo. babam dedi.
Annen: öylemiymiş? aaa.
Merve: ne sandın.
Annen: camlarda silinmedi bu işe ne dersin?
Merve: da ayrı olacak orda.
Annen: anlamadım.
Merve: boşveer. nevırmaynd.
Annen: ingilizce konuşma benimle ne demek o
Merve: hiheööü
Annen: :KIZGIN SMİLEY:
Merve: tamam tamam silerik ya.
Annen: ocağın altını kapat.

06 Eylül 2009 Pazar

ANNEN ŞİMDİ OTURUM AÇTI.


Annemin yeni msn nicki

'ANNEN'

Annen size titreşim gönderdi!

böyle de yaratıcıyız işte.

05 Eylül 2009 Cumartesi

Lan Sevgili yaktın beni. Latince bu.

Rüyamda Mor ve Ötesi Harun kilisede esmer bir kadınla evleniyordu.
sadece izleyici ben vardım.
ben de arka sıralardan birinde üzerimde siyah kıyafetim ve önü dantelli şapkamla oturuyordum.
ipek mendilim vardı, nazikçe ağlıyordum.
sonra kalktım birden, gelinin duvağını alıp kahkahalar atarak bahçede koşmaya başladım.
çok korkunçtu.

sonra birden sahne değişti.
yanımda bir çocuk varmış, bu çocuk benim kardeşimmiş.
biz bizim evin arka bahçesindeymişiz.
bizim evin arka bahçesi amazon ormanlarıymış meğer.
orda posta kutusu varmış bir tane böyle,
içinde kırmızı gözlü sincap varmış.
kardeşim latince bişeyler söyleyerek fındık atıyormuş posta kutusuna.
-OHA PİÇ KURUSU NE ARA ÖĞRENDİN LATİNCE LAN.
demişim ben ona. fransızca söylemişim üstelik.
kardeşimin ispanyolca cevap vermesi de hiç şaşırtmamış beni.
o sincaplarla uğraşırken, ben bahçeyi geziyomuşum biraz, arkalara doğru gidiyomuşum.
sonra orda böyle hurda bir araba varmış, ne amaçla yapıyorsam artık
içine girip kapıyı kapatıyomuşum.

sonra da içerde çığlık atmaya başlıyormuşum.
kardeşim geliyormuş. neyapıyosun diyormuş.
-DİKKAT ÇEKMEYE ÇALIŞIYORUM.
diyormuşum. türkçe sanırım.

işte direksiyonda birsürü böcek varmış, sol kapıdan çıkamıyormuşum.
sağ kapının orda da büyük böcekler varmış.
kardeşim gelip onların sincapın yavruları olduğunu iddia ediyormuş.

sonra birden büyük bir zangırtıyla
annemin babamla kiralık arablardan konuştuğunu duyuyorum.
uyanıyorum.
telefon titriyor.

semih diyor ki:

"hani yavru kedi istiyordun ya, nah alırsın."
"niye laaaan??!!"
"hamile değilmiş."


sonradan gelen edit: "Rüyada sincap görmek":
Çok güzel bir hayvandır ve mutluluğu haber veriri. Gerçekten iyi dostlara sahip olacak ve işlerinizde daima başarılı olacaksınız demektir.

laaan. ben 6 yaşımdan beri rüyamda sincap görüyorum. hala işlerimde başarılı olamadım.

BOŞ

+ben birşey yapmadım!
- sorun zaten hiçbirşey YAPMAMAN.

ile başlayan diyaloglar artık çok sıktı.
klişe çünkü.

o kadar boşum ki şuan, gidip de senin için yazı bile yazmak gelmiyor içimden.
anla yani.

BOŞ ,
böyle.

04 Eylül 2009 Cuma

KEİDİKEDİKEİKDEİKDİKSKDJLS!

daha demin kustum.
mutluluktan kustum, lavabo mutluluk doldu lan.

semih var işte bitane tamam mı şimdi.
onun kedisi var Sevgili adı da. Siyam hem de.
Sevgili hamileymiş geçen gün bana dedi bebeklerden ister misin diye.

HAYVANSIN SEMİH TABİ Kİ İSTERİM. dedim.

ama en önemlisi annemi ikna etme aşamasıydı.
önceki kedim Sütlaç ve ondan bi önceki kedim Zappa yüzünden, kadıncağızı çok yordum.
tuvaletini o temizledi.
mamasını o koydu.
babam ve ben sadece mıncıklayıp, havaya fırlatıp roveşata çektik falan.

neyse işte, annem tam da bu sıralar

"oooh evde kedi olmaması ne kadar güzel. mutfak tezgahına çözülmesi için et çıkarttığımda kapıyı kapatmamıza gerek kalmıyor merve düşünsene"

ya da

"oooh evde kedi olmaması ne kadar güzel. artık vileda ve benim ayrı yaşamlarımız var."

ya da

"oooh evde kedi olmaması ne kadar güzel. artık sabahları kucağıma işenmiyor"

şeklinde tepkiler veriyor iken zamanlama hoş olmadı tabii.

bugün bir kaç strateji geliştirerek, internetten yavru kedi fotoğraflarının olduğu bir slayt indirip,
oturma odasının ışığını kapatıp anneme izlettim.

fondaki Ferhat Göçer şarkısının bir faydası oldu mu bilmiyorum ama
benim tüylerim diken diken olmuştu yani. şaşırdım ziyadesiyle.
Kedi resimler ve Ferhat Göçer. Düşünsene.

her neyse. annemi ikna ettim. lavaboya mutluluk kusmam bunun hemen sonrasındaydı.

sonra babama dedim. işte baba dedim semihin dedim kedisi dedim hamileymiş falan dedim.
babam dedi ki napacaksın sen yarın bir gün çekicen gidicen dedi biz dedi kediyle dedi kalıcaz böyle falan dedi. dedim baba dedim işte dedim..

LAAN.
neyse sonuç itibariyle babam yööööeaee falan yapıp içeri tv izlemeye gitti.

HEMEN FONDA TARAMALI TÜFEK SESİYLE SLAYTIMI İZLETTİM BABAMA.

çok etkilendi. kızım dedi hata yapmışım dedi. getir kediyi başımızın üstünde yeri var dedi.
eyvallah koçum dedim.
bi de kumandayı bana versen tuvalete mutluluk sıçmaya bile gidebilirim falan dedim.
annem hafifçe öksürerek saygılı konuşmam gerektiğini hatırlattı.

sonra işte mutfağa gittim geçen günden kalan börekleri yedim.

BU BÖREK DE BİTMEDİ YAAÖÖÖE diye mırıldandım.

ÇÜNKÜ BEN ONA ÜFLEDİM. ÖYLE GÜÇLERİM VAR BENİM. dedi arkamdan sinsice abim.

HASSİKTİR NE ZAMANDAN BERİ ORDASIN. dedim korkarak.

HAHAHA. dedi mırıldanarak. mırıldanarak kahkaha atıyomuş öyle de güçleri var onun. evet.


öf yeter sıkıldım sizden.
yalnız bırakın beni.

03 Eylül 2009 Perşembe

işlevsel kulaklık.

Bu adam kolunu sakatlamış.

ilaç sürerken cam açtı bana.
bir süre herşey normaldi, normal biçimde koluna sürdü ilacı falan.
sonra kolu sarma evresine girişti.
gördüğüm şeyin kağıt havlu olup olmadığından şüphelendim önce.
sordum kendisine, kafasını salladı.
evet kağıt havluydu.
sarma işleminden sonra, dedim ki:

+haha neyle tutturacağını merak ediyordum ben de.

elinde ipodunun kulaklığını salladı ve sırıtarak
gözlerim önünde sakat koluna ilaçlayıp sardığı kağıt havluyu,
ipodunun beyaz kulaklığını dolaya dolaya tutturdu ve uyumaya başladı.

sonra güldüm, ve mutfaktan börek almaya gittim.
bu da böyle bir anımdı.


şimdi dağılın.

31 Ağustos 2009 Pazartesi

ÖYLE KASLIYIZ ÖYLE KASLIYIZ Kİ..

sen nasıl bir insansın ki 2 gün içerisinde tüm hayatımızı alt-üst eden,
yaşam felsefemizi değiştiren şu vidyoyu yapma fikri aklına gelebildi?

sormazlar mı adama hiç acımadın mı, gecenin bir vakti oturduğu bürositten düşüp,
parkenin üzerinde kahkaha atmaktan gözünden yaşlar gelen şuna, şuna ve şuna?

ayrıca şu gecenin bir yarısı kaslarıyla kurabiye yapmaya yeltendi.
O DERECE.
daha da bişey diyemeyeceğim.

biz hepimiz, çipendeylsler olaraktan, şöööööööööylece yeni sınav sistemi ile katmerleşmiş olan ÖSS şeysine gireceğiz de.
evet bu da sevgili müdürümüzün bize armağanı.
veda etti kendisi alemlere.

dün son msn konuşmamızı yaptık.
nasıl daha zihinde kalıcı hale getirebiliriz falan diye düşündük,
sonra işte karar verdik tüm smileylerimizi ortaya döktük.
benim meğersem iki parçadan oluşan "DONUN" "VAR MI" smileyim varmış kıyıda köşede
onu farkettik,
o da "KOCA" "MEMELİ" "KARI" "İSTERİZ" smileysini paylaştı.
duygu dolu anlar yaşandı penceremizde.

dün çok heyecanlıydı işte ya.
sonra ikimiz , şuna küstük, ama küs olduğumuz için gidip de sana küstük diyemedik.
çünkü ona küsmeyen ve bizi elit saymayan insan
gidip de "bunlar sana küsmüş" falan demedi.
bu yüzden iletilerimizle konuştuk bir süre.
sonra engelledi bizi.
sonra özür diledi.
sonra affettik falan.

takıldık işte öyle.

ÇÜNKÜ BİLİRSİN, ÇİPENDEYLS DANSI KARDEŞLİĞİ ASLA BİTMEZ.


27 Ağustos 2009 Perşembe

thats not fair.

okulun en salak kızının,
okulun en aklıbaşında ve yakışıklı çocuğunu kaptığını öğrendim kızın feysbuk profilinden.
mutluluk fışkıran fotoğraflarının altına "LAAN??!! " yazdım. engel olamadım kendime.

a sahur smile. evet.

önce ajanstan arıyorum diye işletti. ama o sırada metroya binecektim farkına varamadım.
şimdi de Ankara Büyükşehir Belediyesinin sahura kaldırma programından arıyorum diye işletti.
zamanında Power-FM'den arayanın da o olduğunu düşünüyordum ama o saatte
meğersem cam açık uyuyormuştu gözümün önünde kendisi.

o değil de neden hep ben ha?
insanlar neden beni işletmeyi bu kadar seviyor?
7.kez falan oldu işletildiğim ama çoheğlenceli oluuum.


herneyse.
gece gece güldürdün lan.

AYSTİĞ ŞEFTALİ AKAAAR.

21 Ağustos 2009 Cuma

Bokum ben.
bok parçasından farkım yok..
bugün 3 arkadaşım geldi beni görmeye dersaneden.
biraz konuşup geyik çevirdik falan.
sonra bi tanesi dedi ki
-bu bitanesi en dobra olanıdır.

"merve şuanda kimse seni sevmiyor biliyor musun?"

sessizlik oldu falan.
neden diyemedim.
nedeni gayet iyi biliyordum.
çok da haklılar yani.
tatile girdik gireli, bırak aramayı
kimsenin ne mesajına cevap veriyorum, ne çağrısına geri dönüyorum.
bunların hepsinin yanlış, pislikçe olduğunu bilmeme rağmen
içimde uyuşuk bir canavar var, mesajı okuyorum,
hiçbirşey yapmadan telefonumu kapatıyorum.
NE KADAR DA ADİYİM.
ama gelgelelim mesajlarına anında cevap verdiğim insanlar da var.
bunun ayrımını yapamıyorum.
umursamadığımdan ya da sevmediğimden değil...
ben mesajına cevap vermediğim arkadaşlarımı da çok seviyorum.
valla bak.
hiçbiri bunu okumuyor ama öyle.
ama cevap vermiyorum.
msnde bişey yazdıklarında da cevap veremiyorum bazen.
boş boş ekrana bakıyorum.
bu bir tür hastalık gibi.
elimden bişey gelmiyor.
insanları da kırıyor haliyle.
bana yapsalar ben de sinir olurum.

öyle işte.

+merhaba ben merve ve HAKKATEN BİR MALIM.
-merhaba merveee.

öyle işte.

20 Ağustos 2009 Perşembe

Veee bir klasik..

anne: Merveee bugün benimle havuza gelir misin?
ben : yooöööeeaa.
anne: Zıkkımın kökü.


gerçekten de çok içten dedi bunu.

19 Ağustos 2009 Çarşamba

BİR SÜRE ÖZELİZ KOÇUM.
ÖYLE İŞTE..

14 Ağustos 2009 Cuma

1. geleneksel Angara blog yazarları toplantısı.


Vee uzun zamandır Nesnel kişisi ile planlayıp bir türlü hayata geçiremediğimiz
ANKARALI BLOG YAZARLARI TOPLANTISI'nı
17 Ağıstos Pazartesi günü gerçekleştireceğiz.
çünkü bilirsiniz, biz angaralılar toplanıp eğlenmeyi seviyoruz.

ayrıca..
şöyle kii..
HER ANGARALI BLOG İLE UĞRAŞAN İNSAN KİŞİSİ DAVETLİDİR.
bizimle irtibata geçerseniz daha datlı olur hatta.
gelmezseniz arkanızdan çohpis dedikodunuzu yaparız ki.
bilirsiniz.


unutmayın, dostlarım.

saat 1'de, bir klasik olarak Dost Kitapevi'nin önünde...

şimdi dağılın.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Tartı

peki ya babamdaki tartı manyaklığına ne demeli?

babam bu konuda çok hassastır. en son teknoloji tartı neyse onu kullanır ve insalara sürekli kaç kilo
olduklarını sorup arkasından yorum yapar. sözgelimi kuzenim tiğneyç kübra.

+kübraaa? söyle bakalım kaç kilo oldun? dur söyleme. sen kilo almışsııın, 1,5 bilemedin 2..
evet evet..kıyafetin zayıf göstermeye çalışıyor ama yemezler.

-ya amca yaaaaaaa :'(

+57 mi? 58 mi? boyun da kısa kızım senin. şişer gidersin ahaha

-ehühühüü:(

bugün ma-aile salonda toplanmış takılmaktaydılar. babam ortaya tartıyı koydu
geriye çekilip ortamı kokladı.
insanların tartıya,
türk filmlerindeki arbasıyla zavallı çocuğa çarpıp kaçan pezevenke baktığı gibi bakmalarına
aldırmayarak sırayla herkesi tek tek çıkartıp yorum yaptı.
böylece ben eğlendim, köşeye çekilip sinsi sinsi güldüm bir süre.

+annee..bak sen çok yiyiyorsun son günlerde.
hadi anladık pastadan 3 dilim yedin ama o bıçağın üzerindeki kremaları yalamak da neydi ha?
ekmeği kesiyorsun hemen.

çoğu zaman içinde gizli bir manyak diyetisyenin yattığını düşünmeme neden oluyor bu hareketleri.

eğer ileride bir gün elektronik tartının üzerine dökülen su nedeniyle çarpılan cesedimi bulursanız,
bilin ki babam beni tartılmam için zorlamıştır.

bilin istedim.

şimdi dağılın..

08 Ağustos 2009 Cumartesi

enstantağne.

bu aralar çevremdeki bütün insanlar acayip bir şekilde fotoğrafla ilgileniyorlar.

abi1: göz dünyadaki en iyi fotoğraf makinası lan
abi2: evet F'i falan çok sağlam. küçücük ışıkta hayvan gibi görüyoruz heryeri.
abi1: ISO'su da iyi abi, az ışıkta görüyoruz hem de hiç gren bırakmıyor.
abi2: evet..hıhı..
abi1: çok doğru..
abi2: bencede..
..
merve: enstantane neydi bi daha söylesenize ahey ahey

06 Ağustos 2009 Perşembe




it is so far away.

.

28 Temmuz 2009 Salı

Baba-anne

ağabey: lan şu türksel 3g reklamlarındaki kızlar hakkaten gerizekalı ha.
ama ortadaki güzel. hem gerizekalı hem güzel.

Babanneee? hem gerizekalı hem güzel bir gelin ister misin?

babanne: niye gerizekalı isteyim oğlum. güzel olsun akıllı olsun.

ağabey: he gerizekalı olsun işte. iyidir gerizekalı ya.

babanne: doğru konuş. allah kabul eder neyim karanbole gidersin.

merve: OeHEHe babanne?? karanbol falan? tiğneyç babanne ha. eheh.

babanne: bence daha fazla kasma kızım..let it go yani.

merve: BİSMİLLAHİ..

babanne: Emiliana Torrini geldi değil mi ya? tüh kaçırdık hatunu.

(yarısına kadar doğru, yarısından sonrası hayal ürünü)

feysbuktan ilkokul aşkımı buldum.
buldum sonunda, hiç değişmemiş hemde.
bi garip oldum lan tipini görünce, ilk aşktı sonuçta..
vay be dedim.
öyle yani..

26 Temmuz 2009 Pazar

23

No one else lafını şarkılarda duymayı severim.
başka bir hava verir,unutamadım seni cenıfır falan tarzında işte.
ancaaaaaaak
şu ana kadar duyduğum
en güzel,
en hüzünlü,
en allahımyareppimbunasıltonlama
dedirten 'novanels'
Jimmy Eat World'ün 23 adlı şarkısındadır.
bunu da böyle bilin.

23 Temmuz 2009 Perşembe

18ine17günvar.

merve: Osmaaaaaaann ğğğıııııığ yarın Bedük geliyomuş If'e ğıığ gider miyiz ha?
ilk yerli içkiler bedava ğıığğğ

osman: off isterdimde harbi şimdi +18 sorun olabilir lan ://

merve: AHAHAAHAHAHAHAHAHAHA
AHAHAHAHSKJDHŞAİDALSDSA
UAUHAUHAHUA

osman: oha merve..yuh be..bu kadar da gülünmez ki ya..

merve: OFF..DSHFSDLAŞ.. çok güldüm lan. hayvan gibi gülüyorum..bak hala gülüyorum

osman: yüz yüze olsak neyse, kurtarma durumn varken sen öküz gibi gülmeyi seçtin ://

merve: aahhh kamoooğğğnn osman, gıroooovvvaapp..

osman: gülmekten bilgisayar koltuğundan düşseydinde yazmasaydın keşke..

merve: özür dilerim :/